Beyanlar

Sevilmediğin Bir Yürekte Kalmak İçin Çabalama

Sevilmediğin bir yürekte kalmaya çalışmak, kendi değerini tüketmekten başka bir şey değildir; çıkıp gitmek, özgürlüğün ve gerçek sevginin ilk adımıdır.
Sevilmediğin Bir Yürekte Kalmak İçin Çabalama
0:00 / 3:42
Gitmek mi? Korkunun soğuk eli. Kalmak mı? Acının yakıcı ateşi. İkisinin arasında sıkışıp kalmak… Adına “araf” dedikleri bu belirsiz çöl, insanın ruhunu kemiren en zehirli oyundur. Burada zaman donar. Her nefes, bir öncekinden daha ağır çekilir. Adım atmak imkansızdır; çünkü her yön çıkmaz sokaktır. Bu tereddüt, kişiyi yavaş yavaş öldüren sinsi bir illettir. Peki ya bu arafın ortasında, asla sana ait olmayan bir kalpte güven diye bir şey aramak? İşte o, kendi ruhuna yapılmış en büyük ihanettir. Kumdan Kaleler ve Gerçekler Sevilmediğini bilmek, için için yanan bir kor gibidir. Bunu hissetmek, her bakışta, her susuşta, her dokunuşta o soğuk gerçeği görmektir. Buna rağmen o yürekte ısrar etmek, kumdan bir kaleye sığınmak ve onun seni rüzgârdan, fırtınadan koruyacağını ummaktır. Oysa ilk dalga her şeyi yıkar götürür. Geriye sadece ıslak, soğuk bir kum yığını kalır. Sevilmediğin bir yürekte güven aramak, susuz bir kuyudan su çekmeye benzer. Kova her seferinde boş çıkar. Ellerin yıpranır, umudun tükenir ve en sonunda kendin tükenirsin. Orada aradığın güven asla bulunmaz; çünkü güven, sevginin üzerine inşa edilen bir temeldir. Temel yoksa, bina çökmeye mahkumdur. Senin Yarattığın Bir Dilencinin Krallığı Belki de en acı verici olan, bu süreçte farkında olmadan bir “sevgi dilencisi”ne dönüşmektir. Onay bekleyen bir bakış, küçük bir ilgi için saatlerce tetikte bekleyiş, sıradan bir sözü bile lütuf gibi görüş… Bu, kişinin kendi değerini bir başkasının ellerine teslim etmesidir. Oysa sen bir dilenci değil, kendi krallığının hükümdarı olmalısın. Farkındalık Zamanı: Haydi Zincirleri Kıralım Bu satırları okurken içinizde bir yankı bulduysa, bu cümlelerim bir tesadüf değil, bir uyanış çağrısıdır: · Kendine Sor: Bu arafta seni gerçekte ne tutuyor? Korku mu? Alışkanlık mı? Yoksa “ya olursa” diye başlayan o zehirli umut mu? · Gerçeği Kabul Et: Sevgi, emek ister evet; ama asla ısrar, gözyaşı ve küçülmek değildir. Gerçek sevgi, seni olduğun gibi kucaklar ve güven verir. Aramana, dilenmene gerek yoktur. · Yönünü Değiştir: Arafta kalmak bir tercihtir. Oradan çıkmak da. O enerjini, kendinde olmayana dilenmek için harcamak yerine, kendine sakla. Kendini sev. Kendine güven. · Cesur Ol: Adım at. O çivili zeminde durmak yerine, acıtan taşları tek tek ayıklayarak yürü. Yara izleri, gideceğin yönün haritası olsun. Unutma: Sen, güzel ruh, sevilmek için dilenmeye değil, koşulsuz verilen bir sevgiye layıksın. Kendi değerinin farkına var. O araf senin son durağın değil, sadece yanlış bir rota. Rotanı değiştirmek için asla geç değil. Kendi yüreğindeki güveni keşfet. Orada aradığın her şeyi bulacaksın. Sevgilerimle, Işığım ışığın olsun...

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!