Gözyaşının Dili
Metin, ağlamanın zayıflık değil, insanın susturduğu duygularla yüzleşip ruhunu temizlemesinin en sahici yolu olduğunu anlatır.

Ağlamak ki zekatıdır, Tüm anlatamadıklarımızın..
Cahit Zarifoğlu…
Ne güzel söylemiş üstad…
Ağlamak geliyor bu sıra sık sık içimden…Anlatamadıklarımızdan mı, tükettiğimiz kelimelerin toprağın altına gömüldüğünü gördüğümüzden mi bilinmez.
Aslında ağlamak hiçbir zaman zayıflık olmadı. Tüm içimizde biriktirdiklerimizin hakkını vermekti. Sustuğumuz her an, yuttuğumuz her kelime, yaşayamadığımız her duygu kalbimize bir borç olarak yazıldı belki de.İnsan her şeye karşı bir kaya gibi sert, acımasız, donuk ve dik durabilir de; bir tek o iç sesine karşı sırtını dönemez sonsuza kadar. Elbet bir yüzleşme olur kendin ile… İşte ağlamak tüm o kendine olan borcun zekatıdır.
Susmak iyileştiremezdi bizi.Sadece ertelerdi.
Göz yaşı da tam burada devreye girerdi işte.Bir dildir aslında ağlamak. Bilmeden, içinden geldiği gibi konuşan bir dil…Hesap yok,açıklama yok,sebep yok,savunma yok.Sadece oradadır işte. “Seni görmezden gelmiyorum” demesidir iç sesinin.
Ruhumuz yeniden nefes almaya başlar.Kalbimiz ise temizlenmeye…Kendine olan merhametinin hala var olduğunu anlamaktır ağlamak.Hala hissedebildiğini…
O yüzden hissedebildiğin her an ağla sevgili okurum.İster sessiz, ister haykırarak…İster kalabalık içinde ister yalnız başına…Bu bir çöküş değil.Bu anlamsız hiç değil.Hiç merak etme.Gözlerinden süzülen her bir damla gözyaşının kefaretini bir yerlerde ödedin sen.
Bazen ağlamak, iyileşmek için konuşmaktan daha iyi gelir ruhuna. Ve çoğunlukla sadece bu bile yeterlidir.
Sevgilerimle...






