Beyanlar

Farklı Tanışma Hikayelerinde İnsan

Fırtınalar, dostlukların gerçek yüzünü gösterir; önemli olan, kasırganın ortasında bile yanınızda kalabilenleri bulmaktır.
Farklı Tanışma Hikayelerinde İnsan
0:00 / 3:04
Günümüzde bir şeye “farklı” dediğimizde, aslında neyi kastediyoruz? Farklı demek; alışılagelenin, ezberin dışına çıkmak mı? Yoksa “farklı” dediğimiz şey, yalnızca göze alışılmadık geldiği için mi anlam kazanıyor? Benim için bu kelimenin karşılığı, bu soruların hepsine tereddütsüz “evet” diyebilmekti… ta ki ocağa kadar. Okuldan arkadaş edinmeye alışkındım. Üstelik okul arkadaşlığı, ortak amaçların gölgesinde filizlendiği için, bu bağların ne kadar derin ve hisli olabileceğini hep merak ederdim. Derken, devran farklı döndü. Bir gün, okul dışından biriyle, tam da metro çıkışında tanıştım. Öyle bir tanışma ve bağdı ki bu, sanki on yıllık dostluğumuz varmış gibi hissettirdi. Kısa süre içinde, hayatımdaki en yakın arkadaşım oluverdi. Yaz tatillerinde bile aynı yerlerde olduğumuzdan, sürekli buluşuyorduk. İki yılı acı-tatlı böylece devrediyorduk. Ama tabii ki sorun yaşadığımız o güne kadar. O gün anladım ki; asıl önemli olan, sorun yaşadığın insanla kavgada ya da en ufak tartışmada nasıl anlaşabildiğimizmiş. O an biz; birbirimizi tolere edemeden, dostluğumuzu sessizce toprağa gömdük. Canımı en çok acıtan şey ise; karşı tarafın sadece bu olaya tepkisinden dolayı, sinir harbiyle aklımın hayalimin alamayacağı o cümleleri söylemiş olmasıydı. Evet, öfkede akıl yoktu. Öfkesini bu denli gösteren birisine ne kadar saygı duyabilirdim? Sonraki günlerde fark ettim ki, onu arkadaşım olarak özlemiyor, yokluğunu hissetmiyordum. Şimdi ne ona kızgınım ne de onun tarafından bir eksiklik hissediyorum. Sadece merak ediyorum: Ona karşı farklı hisler uyandıran duyguları, ne zaman yitirdim? Belki de “farklı” anlamının da ötesinde, asıl kıymetli olan; ne zaman, kiminle neyi paylaşabildiğim ve kiminle yaşanan çatışmaların karşılıklı tolere edilebildiğiydi. Anladım ki insan, her dönemde aynı hissedemeyebiliyormuş birine karşı. Yapısı insan olan bir hikayede, ezber diye bir şey olmadığını öğrendim. Bu öğreti benim için son derece kıymetliydi. Kısacası, önemli olan kiminle nerede tanıştığımız değil; acısıyla tatlısıyla, bu yolda kiminle yürüyebildiğimiz ve kiminle mücadele edebildiğimizdi. İnsan, özlemediği kimseyi gerçekten kaybetmiş sayılmaz. Neden özlemediğinin, nasıl kaybettiğinin bir önemi yok. En nihayetinde anladım ki; “farklı” olan tanışmalar değil, fırtınada yanında kalabilenlerdir. Umarım kasırgaların sonunda bile, yanınızda kalabilecek kadar cesur ve bilinçli bir arkadaşa sahip olabilirsiniz.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!