Şiirhane

ZAMANSIZ YAŞAM

ZAMANSIZ YAŞAMDar vakitte soluk ve ucube bir ölümdür yaşam.Uzun ve sessiz Salı akşamında büyük bir başkaldırı,Uzak kederlerden doğar, güneşi selamlayan çocukTarçın kokulu gül yaprakları, tarifi imkâns
ZAMANSIZ YAŞAM

ZAMANSIZ YAŞAM

Dar vakitte soluk ve ucube bir ölümdür yaşam.

Uzun ve sessiz Salı akşamında büyük bir başkaldırı,

Uzak kederlerden doğar, güneşi selamlayan çocuk

Tarçın kokulu gül yaprakları, tarifi imkânsız bir hasret biriktirir.

O seçilmiş mendilli ceketiyle, kayıp bir kentin en yakışıklısı.

Bense bir yol derdinde bilinci nasırlı, gurur tanrısı.

 

Neşve deyim.

Onunla son kez içtiğim kahvenin, 40 asırlık hatırını selamlıyorum.

O büyülü bir edayla, elimden tutan huzurlu bir hatıraydı

Bense adı konmamış duyguların kıyısında kendine sığınan şiirler durağı.

 

Çoğunlukta her şeyi yaşayan cehenneme benzer yaşam

Aşkların, dirliğin, tokluğun, mavinin ve bir ulusun özlemiydi yaşam.

Her şey akıp gider. bir katı hüzün kalır geriye.

Geçmiş, sunturlu bir rüzgârla utangaç bir ifadeyi sarmalar.

Ve bir Cam kenarı iki bilet kadar nettir bazen anılar.

 

Tren garında Gidenlere değil, içinden geçenlere bakan,

Ansızın Yokuş aşağı devrilen nisan,

yalnız beni devirmeyen asılsız bir pusulaydı zaman.

 

Sokaktayım.

Onunla son vedalaştığım kaldırımda varlığının bıraktığı umudu selamlıyorum.

O. yalansız içkili halleriyle karşımda oturan gün batımı,

Bense kanla yoklanan kambur bir menekşe ağıtı.

 

 

 

 

Karanlık bir günde ilk sayfadaki manşeti kanıksayan altın bir kafestir yaşam.

İyinin, nankörün, vefanın, ziyan olmuş emeğin ve bir bardak su için savaşa hazırlanan öfkeye benzer yaşam.

Her şey solup gider, bir halkın açlığı kalır geriye

Geleceğin tek tesellisi gemiyi limana yaklaştıran kaptan.

Usul usul ter akıtan bir gemide dolanırdı, ürkek nefeslerde boğulan vicdan…

 

Yokuş yukarı nefesi kesilen bir çoban

Ve Sürüyü doyuran körpe duygulara uyku bağlamış  hazan

Bir beni uyutmazdı. Ateşin küller huzmesiydi  zaman.

Asıl Bir dağ yamacında şehri kuşatanlardan öğrenilmeli, pencereyi aralayan tufan.

 

Arabadayım.

Ona son kez sarıldığım sahil kenarında, ondan geriye kalan anıları selamlıyorum

O iğde ağaçlarının kokusuna bezenmiş bir bahçede, denize bakan bir salıncaktı

Ben se orta çağa direnen feodalizmin başyapıtı.

 

Tam dışarı çıkacakken, vakitsiz bir yağmurla baharı öteleyen sokaktır yaşam.

Dolunayın  güneşin kasımpatının  ve sonsuz bir denizin sükunetine benzer Yaşam

Her şey bir pamuk ipliğine şartlanıp gider, bir tek inancımız kalır geriye.

Şu anın farkına vardığımızda kaybolur asıl zaman.

Ve Kalabalığın ortasında kendi sessizliğini kuranlardan öğrenilmeli devran.

 

Meyhanedeyim.

Onunla son kez tokuşturduğumuz kadehi ve kahkahalarımızı selamlıyorum.

O gözlerimde çoğalıp duran elanın yeşil halkası

Ben se her bakışta kendine yoksun sırlar atlası…

 

Dar vakitte kayıtsız ve zamansız bir tebessüme benzer yaşam.

Kısa ve gürültülü bir Pazar sabahına mağlup yorgun bir isyancı

Yakın kederlerden ölür dolunayı selamlayan yaşlı

Sezenin sesinden dökülen şarkı, yürekte Maruf bir sancı biriktirir

kırık bir melodinin ucunda asılı kalır zaman

ve asıl benden öğrenilmeli üryan bir sevinçle  kirpik uçlarımdan  dökülen gamsız yaşam…

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!