İtaat Eden Sesler
Bu şiir, baskı ve korku düzeni içinde susturulan insanın kimliğini kaybetmeden var olma ve “ben” diyebilme mücadelesini anlatan güçlü bir direniş ağıdıdır.

Sessizliği özgürlük sanır da geçenler,
Bilmezler arkada korkudan örülen duvarı.
İçinden konuşur oysa boyun eğenler,
Çünkü sevmez bu düzen gerçeği haykıranı.
"Hayır" dediğin an başlar o büyük ceza,
Sınır çizdiğinde “değiştin” derler adına.
Duygunu açsan, hüküm kesilir ansıza,
İtaat beklerler, kulak yok feryadına.
Kafesteki kuş susmaz aslında hiç,
Kanat çırpar gecenin en koyu yerinde.
Ama zincir görünmez; adı konmaz geçip,
Bir bakmışsın kendi sesin kayıp içinde.
Yüzüne gülümserler, arkandan örerler ağ,
Her kelimene gölge düşürür bakışları.
Bir cümle kurarsın, çoğalır yasaklar çağ,
Kırılır içinde çocuk kalan yanları.
Suskunluk bazen ağır bir zincir olur,
Boynunda görünmez ama nefesi keser.
Bir bakış yeter; insan içine gömülür,
Kalabalık içinde bile tek başına gezer.
Bir gün gelir aynaya bakmaz olursun,
Tanımaz gözlerin o yorgun yüzünü.
Başkasının sözünü yaşar, solursun,
Unutursun kalbinde saklı özünü.
Sistem ister herkes aynı renkte olsun,
Aynı adım, aynı ses, aynı çizgide.
Bir farklı nefes çıkınca hemen bozulsun,
Çünkü korkar insanın kendi izinde.
Oysa ses dediğin insanın köküdür,
Kesilirse ruh da susar zamanla.
Bir söz bazen bir ömrün yüküdür,
Taşınır geceden sabaha damla damla.
Yine de içinde sakla son kıvılcımı,
Bir gün ateş olur karanlığı deler.
Korku sararken bütün çıkmazını,
Cesaret en çok susanın içinden gelir.
Ve unutma; eğilmek kader değildir,
Bir gün doğrulmak da öğrenilir.
En büyük direniş bağırmak değildir;
Korkarken bile “ben” diyebilmektir.
Murat Engin Deniz






