Yüz Yıl Sonra Bile Yol Gösteren Adam: "Atatürk"
Atatürk’ün fikirleri, cesareti ve mirası yüz yıl sonra bile hala yol gösteriyor ve biz ona saygı, minnet ve bağlılıkla sahip çıkıyoruz.

0:00 / 3:51
Bugün 10 Kasım. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının yıldönümü.
Her sene bu tarihte içimiz aynı yerden sızlar. Çünkü bir insanın, bir fikir adamının, bir liderin ardından geçen yüz yıla rağmen hala bu kadar çok konuşuluyor olması, onun aslında hiç gitmediğini gösterir.
Ama bazen kendi kendime soruyorum. Bir insanın ardından yüz yıl geçse de hala nasıl gündem olur? Eğer o insan bir milletin kaderine dokunmuşsa eğer o insan, karanlığa yönelmiş bir topluma ışık olmuşsa, olur ve eğer o insanın attığı adımlar hala şuan bile karşılık buluyorsa, elbette olur.
Atatürk, yalnızca bir komutan değildi. O, bir fikirdi. Bir cesaret bir umuttu. O yüzden bazıları hala rahatsız olur ondan. Çünkü fikirler ölmez, sadece hatırlanmadıklarında silikleşir.
Ama Atatürk, bu topraklarda her yıl, her 10 Kasım’da, milyonlarca kalpte yeniden doğar.
Bizim meselemiz sadece bir yas değil aslında. Bizim meselemiz, bir teşekkür borcunu unutamamak. Bir sabah siren seslerinde başımızı öne eğerken, aslında “biz burdayız, senin bıraktığın yerdeyiz” demektir bu.
Kimileri her fırsatta yok saymaya çalışsa da, bu milletin damarlarında dolaşan özgürlük, akıl ve vicdan duygusu hala ondan miras ve ben bugün, yalnızca bir lidere değil; düşünen, sorgulayan, cesur bir insana saygı duyuyorum. 100 yıl sonra bile adıyla umut veren, fikirleriyle yol gösteren bir adama.
“Atatürk’e”.,
Zaman değişiyor, takvimler ilerliyor ama ne yazık ki bazı anlayışlar yerinde sayıyor. 2025 yılındayız ve hala içimizde, “laikliği getirdi, dinimize zarar verdi” diyenler var. Ne acıdır ki, Atatürk’ün laikliği dinle savaşmak için değil, inancı özgürleştirmek için getirdiğini hala anlamayanlar var. Oysa o, kimsenin inancına karışmadı; tam tersine, herkesin inancını kendi vicdanında yaşamasını sağladı.
Laiklik, dinin yokluğu değil; dinin zorla dağıtılmadığı bir özgürlük biçimidir. Atatürk’ün en büyük miraslarından biri de buydu: inanmak istemeyenin özgürce yaşaması, inanmayanın da baskı görmeden yaşayabilmesi.
Ama bazıları, ne yazık ki bu özgürlüğün değerini kavrayamadı. Laikliğin dine zarar değil; tam aksine, dini koruyan bir kalkan olduğunu göremediler.
“Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü ne demektir.”
Mustafa Kemal Atatürk
Laiklik, devletin elini inancın üzerinden çekmesidir; o el çekildiğinde inanç siyasetin kirli oyunlarından arınır, kendi saf ve temiz sesini bulur.
İşte bu yüzden, Atatürk’e ve değerlerine dil uzatanlara karşı duruşu en iyi Mehmet Akif’in sözleri anlatır:
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım!
Boğamasam da hiç olmazsa yanımdan kovarım.”
Gösterdiğin yolda durmadan yürüyeceğime and içerim.
Saygı ve minnetle...






