Beyanlar

Şiir üzerine

Bu şiir, doğrudan söylemek yerine duyumsananı samimi ve anlaşılır bir dille aktararak okuyucunun kendi duygusunu bulmasını sağlayan bir yaşam biçimidir.
Şiir üzerine
0:00 / 3:12

Köprüden Emanetçi Nuri Efendiye verip

Bir servi sandık yollasa bana memleketim İstanbul

Bir gelin sandığı

Çınnn diye çıngırağını çınlatıp kapağını açsam

“İki top şile bezi

İki çift bürümcük gömlek

Kılaptan işlemeli mermerşahi mendiller

Edirne sabunları

Tülbent torbada lavanta çiçeği

                        Ve SEN çıksan içinden

Yatağımın kenarına oturtsam seni

Kurt postumu ayaklarının altına yaysam

Ve karşında el pençe divan durup

Boyun büküp

Valih ü hayran yüzüne baksam

 

Vay anam vay,ne kadar güzelsin

Gülüşünde İstanbul’un ab u havası

İstanbul’un lezzeti bakışında

 

A benim sultanım efendim,izin versen

Ve cüret edebilse Nazım Hikmet kulun

Koklayıp öpmüş gibi olacak yanağını İstanbul’un

 

Fakat sakın

 ‘Gel yanıma’ deme bana

Elin elime değse

            Şakkadak düşer betona

                                   Ölürüm gibime geliyor.

Ne tuhaf şeyler yazıyorum sana

“Seni seviyorum”diye düpedüz telgraf çekmek varken.

                                                                       Nazım Hikmet

 

Nazım Usta’nın bu şiirindeki son dizelerde saklı bence şiirin tanımı. Yani düpedüz seni seviyorum demekle tuhaf şeyler yazmak arasında. Tüm anlatılanlar ve yazılanlar doğrudanın ötesine geçmeli ama asla kavram kargaşası yaratmamalıdır.

            Şiir bir yaşam biçimi aslında. Yani nasıl görüyor ve duyuyorsan öyle yazıyorsun biraz da. Bir şiiri yazıp sonra günlerce bir kelime ya da bir dize üzerinde çalışmak doğallığın dışına çıkıp yapay bir göl oluşturmaya benziyor. Yüreğinizden damlayanlar bir göl olmuşsa bentlerle çevirmeye ne gerek vardır anlamak zor geliyor bana.

            Yazdığınız bir şiirden herkes ayrı anlamlar çıkarmamalı, ayrı duygular yaşamalı. Anlamı tek duyumsattıkları çok bir olgu olmalı şiir. Herkes farklı bir anlam bulsun diye kelimelere olmadık anlamlar yüklemek kavram kargaşasıdır ve şiir olamaz.

            Bir insan duyumsamadığı şeyleri yazabilir mi? Elbette hayır. Sen duyacaksın ki okuyucu da duysun. Yoksa okuyucunun beynini yorar, yüreğini daraltırsın.

            Duyumsamak, duyumsadıklarını Türkçenin zenginliğinde yoğurmak ve okura örneğin sevdamı, örneğin kavgamı anlattım bak bakalım sen kendinden neler bulacaksın demektir şiir. Okur bir şeyler bulduğu anda siz de şiiri bulmuşsunuz demektir.

                                                                                              Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!