Sevdada Boğulmak
Aşk, yıllarca dayanmış bir kalbin, bir bakış ve dokunuşla sessizce ele geçirdiği, durdurulamayan ve büyüyen bir sevda oyunudur.

0:00 / 1:58
“Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık sevdada boğulur.”
Cemal Süreya
Bakışlar mı buluşurdu sevmeden hemen önce? Gözlerdeki mana mıydı aşkı aşk yapan? Yoksa biz mi yüklerdik anlamı o gözlere…
Dalgalarla savaşmayı öğrenen bu kalp, bir bakışın sessizliğiyle, bir dokunuşun sıcaklığıyla sarsılabilir miydi? Hani yıllarca ne fırtınalara direnmişti, ne savaşlardan zaferle çıkmıştı da ilk kez yenik mi düşmüştü bir bakışa, bir küçük dokunuşa?
O dokunuş ki paslı kapıları aralardı. O bakış ki unutulmuş hisleri yeniden hatırlatırdı. Ve insan anlardı ki o an asıl tehlike okyanusta boğulmak değil, kalbine düşen o bir damla sevgideydi. Çünkü o sevgi büyür, büyür… Seni alır çok farklı diyarlara götürür.
Yıllarca kendini sessizliğe hapsetmiş bir kalbin ilk çarpıntısıdır bu. Nasıl büyük bir korkudur… Durdurmak istersin, durmaz. Susturmak istersin, susmaz.
Ellerin titrer önce… Bakışlar kalbinin köşesine tahtını kurmuştur. Ve o unutulmuş sıcaklık boğar seni. Bir kaşık suda…
Bir bakışta bir sevda doğar, bir kaşık suda bir sevda boğar…
Sevda dedikleri böyle mi başlardı?
Gerçekten mümkün müydü o gemileri yakmak? Bu zincirler kırılmaz. Bu gemiler yanmaz. Bu kalpte bir sevda mesken tutmaz. Bu oyunu bozmak gerek.
Çünkü hiçbir aşk daimi olmaz.






