Sessizlikteki İmtihan: Tanrı, Zulüm ve İnsanın Sorumluluğu
Tanrı’nın sessizliği, zulme karşı insanın içindeki iyiliği ve sorumluluğu ortaya çıkaran bir imtihan alanıdır.

İnançlı ya da inançsız çoğu insanın ortak yanlarından biri, insana yalnızca insan oldukları için değer vermemeleridir. Oysa insanın özü, inancın biçimi değil, insanın içindeki iyiliktir. İnsanların bir diğer eksik yönü de dini sadece ibadetlerden ibaret olduğunu sanmasıdır.
Diğer konu ise Tanrı var mı? Eğer Tanrı varsa ki pek çok insan buna inanır, o halde neden zulme sessiz kalır? Neden mazlumların feryadı göğe yükselirken Tanrı sessiz kalır?
Belki Tanrı susmaz da biz duymayız.
Belki de o sessizlik bize bırakılmış bir sorumluluğun yankısıdır. Çünkü bazen Tanrı zulme engel olacak gücü bize verir. Biz o gücü kullanmadığımızda o sessizlik bir imtihana dönüşür.
Ve eğer Tanrı her kötülüğe anında dur deseydi, o zaman bizden öncekiler şöyle demez miydi: biz acı çekerken, sınanırken neden sustun?
Bunu insanlığın en başında yapmış olsaydı, o zaman da içimizdeki iyiliği ortaya çıkarma şansımız olur muydu? Belki de bu sessizlikte bir düzen vardır. İnsanın insan kalmayı başarıp başaramayacağını anlamak için gereken alan.
Çünkü Tanrı’nın gücü her şeye yeter, ama bizim içimizdeki iyiliği yeşertip yeşertemeyeceğimize karar veren yalnızca insandır.
Belki de gerçek mucize, Tanrı’nın müdahalesi değil, bizim insan kalıp kalamayacağımızdır.






