Sessiz Gidişin Anatomisi
Bu metin, bir kadının sabrı ve sevgisi tükenip susmaya başladığında, artık vazgeçtiğini; sessiz, kararlı ve geri dönüşü olmayan bir biçimde kendi değerini ve yolunu seçtiğini anlatıyor.

Bir Kadın Vazgeçtiğinde,
Kadın,bir ilişkiden bir anda apar topar gitmez. Bunu yapamaz.Çünkü gitmek, kalmaktan daha ağır bir yüktür. O gidişin arkasında binlerce sessiz çığlık, yutulmuş sözler ve son damlasına kadar zorlanmış bir sabır vardır. Ama o sınır bir kez geçildiğinde, karşınızda artık bir sevgi kurbanı değil, kendi küllerinden doğan mağrur bir kadın durur.
Bir ilişkide kadının susmaya başladığı an, aslında her şeyin bittiği andır. Çünkü kadınlar, sevdiklerinde konuşur, dertlenir, kızar, bağırır hatta ağlar. Tüm bunların hepsi birer çabadır, birer umut ışığıdır. Ama susmak? Susmak, teslimiyetin değil, vazgeçişin en keskin işaretidir.
Peki, vazgeçen bir kadını nasıl tanırsınız?
Zırhını Kuşanmış Bir Ruh,
Kolların göğüste kenetlenmesi yalnızca bir duruş değildir; o, dünyanın en güçlü duvarıdır. Artık o kalkanın arkasına kimseyi almayacağının, duygularını korumaya çektiğinin ilanıdır. Bir zamanlar her hataya kucak açan, her kabalığı affeden, her kırgınlığı unutan o kollar, şimdi bir zırh gibi göğsüne dolanmıştır. Bu duruşun manası nettir: "İçeriye girişler kapanmıştır, kredi bitmiştir."
Onu kaybedeceğini anladığın anda fark edersin ki aslında o çoktan kendini bulmuştur.
Bakışlardaki Keskinlik,
Gözler artık sevgiyle parlamaz, yalnızca analiz eder. Bir zamanlar aşkla bakan, uyandığında ilk görmek istediği kişi olan o gözlerde şimdi bir yabancıyı süzer gibi mesafeli bir bakış vardır. Bu, zihinsel silme işleminin başladığının kanıtıdır. Kadın fiziken oradadır ama ruhu çoktan valizini toplamış, gideceği yeni hayatın rotasını çizmiştir.
O bakışı gördüğünüzde bilin ki artık ne söylerseniz söyleyin, ne yaparsanız yapın, onun gözünde yalnızca geçmişin bir hayaleti olmaktan öteye gidemezsiniz.
"Vazgeçilmez" Sanılanların Yanılgısı,
İnsanların en büyük hatası, karşılarındaki kadının sabrını bir mecburiyet, sevgisini ise tapulu mal sanmalarıdır. Ona "Hep var." muamelesi yaparlar, onu "Nasıl olsa affeder?" diye düşünürler. Oysa her affediş, aslında sevgiden değil, korkudandır: Kaybetme korkusundan, yalnız kalmaktan, o alışılan düzenin bozulmasından.
Ama unutulan bir şey vardır: Kadınlar sabreder ama unutmazlar. Her kabalık bir yere yazılır, her ihmal bir not alır. Ve o defter bir gün mutlaka kapanır.
Kadın sessizleştiğinde, aslında ziller senin için çalmaya başlamıştır. Artık tartışmıyorsa, "Neden?" diye sormuyorsa, gözlerinin içine bakıp yalvarmıyorsa ve yalnızca "Tamam", "Sorun yok.", "peki", "okey", "no problem" diyorsa, bil ki tablo çoktan değişmiştir.
Çünkü bir kadın sana dert anlatmaktan vazgeçtiğinde, seni hayatından silmeye başlamış demektir. O kelimeler ne bir onaydır ne de bir kabulleniş. O kelimeler, artık umurunda olmadığının en büyük kanıtıdır.
Final;Arkasına Bakmayan Bir Veda
Vazgeçen bir kadının gidişi gürültüsüz olur. Çünkü o, vedasını sessizce kendi içinde yapmıştır. Kapıyı çarpıp gitmez, çünkü o kapıyı defalarca aralamış ama kimse açmamıştır. O yüzden son vedada ne bir çığlık vardır ne de bir gözyaşı. Yalnızca usulca kapanan bir kapı ve arkada kalan boşluk.
Kendini vazgeçilmez sananlar, o kapı kapandığında arkada kalan boşlukla baş başa kalırlar. Oysa kadın çoktan yolun tozunu yutmuş, kendine yeni bir ufuk çizmiştir.
Şunu unutmamak gerekir: Herkes, herkesten bir şekilde vazgeçer. Ama bir kadın vazgeçtiğinde, ne o eski sevgiden eser kalır ne de o sabırlı kadından. Geriye yalnızca, bir zamanlar orada olduğunu hatırlatan hafif bir hatıra sızısı kalır.
Ve o hatıra da zamanla silinir gider.
"Tamam" dediyse, gerçekten tamamdır.
Kıymetini bilmediğiniz bir kadının sessizce gidişi, hayatınızın en büyük pişmanlığı olmasın.Çünkü bazı kapılar bir daha açılmamak üzere kapanır. Ve o kapı kapandığında, arkadan esen rüzgâr bile üşütür.
Sevgilerimle.
Aşkla kalın.
Işığım ışığın olsun





