Beyanlar

Nihat Genç'liğe Hitabe

Tarafsızlığın gürültüde boğulduğu bir çağda, Nihat Genç’in “Yaşasın Cumhuriyet” diye haykıran hakikat sesiyle umudu hatırlayıp, onu kaybetmenin sessiz yasını tutuyorum.
Nihat Genç'liğe Hitabe
0:00 / 3:55

Uzun zamandır ne haber izleyebiliyorum ne de siyasete dair herhangi bir şey takip edebiliyorum. Her yer kuru gürültü.
Herkesin bir tarafı, bir dili, bir propagandası var. Derken bir gün, yıllardır tanıdığım ama bir türlü dikkat etmediğim biri çıktı karşıma. Aslında tanımıyordum onu, fikirlerini bilmiyordum. Canlı yayında küfürler eden, ne konuştuğunu bilen, belli ki içinde bir derdi olan bir adama denk geldim. Dinlemeye başladım, derken bir şey oldu. Kapıldım, sanki büyülenmiş gibi ekrana kilitlendim.

Yeni medya düzeninde herkesin taraflı olduğunu sanıyordum. Ama bu adam bir farklıydı, konumlandıramıyordum. “İktidarı eleştiriyor,” dedim, “muhalefete yakındır.”  “Muhalefeti de yerden yere vuruyor,” dedim, “o zaman iktidara mı yakın?”  Derken kafamda cümleler çoğaldı ama bir türlü bir yere koyamıyordum onu.

Sonra fark ettim ki bir yeri, bir tarafı olmayan ben, neden bir başkasının illa bir tarafa ait olmasını bekliyordum? Belki de onun yaptığı sadece doğruyu aramak, doğruyu anlatmaktı. Belki de bendeki şaşkınlık, ilk kez kendi fikrime benzeyen birini görünce hissettiğim yabancılıktı. Herkesin bir tarafı oynadığı bu günlerde oynamayan birini görmek şaşırtmıştı belki de..

Ve anladım ki, inandırıcı gelmeyen şey onun yeri değil, yıllardır kendi içimde unuttuğum hakikatti. Ben, kendi düşünce yapımı oluştururken, farkında olmadan o temelin taşlarını çoktan o adam koymuştu. 

Yerini, safını en başından beri açıkça ortaya koyan, “Doğru tektir ve ben o doğruyu anlatacağım” diyen bir adamla tanıştım: “Nihat Genç.”

Yeri geldiğinde öfkesini saklamadan, bazen küfürlerle sarsarak anlatırdı gerçeği. Bazen öyle benzetmeler kurardı ki, kelimelerle zihnimizde yepyeni bir pencere açardı. O, bir fikir adamıydı. Son aydınlardan.  Son cumhuriyetçilerden..

Yakın zamanda, vefat haberini aldığımda duyduğum üzüntüyü anlatmayacağım.  Ama bildiğim tek şey var, bu adam, bu toplumun hak ettiği ilgiyi hiçbir zaman tam olarak göremedi.
Bu yüzden yazmak istedim. Tanıyın, araştırın. Size neleri anlatmaya çalıştığını, nelere karşı çıktığını, neyi savunduğunu bir kez daha düşünün.  Çünkü onun "Yaşasın Cumhuriyet!" çığlığı hala kulağımda yankılanıyor.

Bu cümle ilk başta sıradan gelebilir. Ama onu dinledikçe, bu sözün ardında ne büyük bir mücadele, ne derin bir direnç yattığını fark ediyorsunuz. Yok edilmeye çalışılan değerlere karşı verilen onurlu bir savaştı onunki. Güçlüydü, hakikiydi, kutluydu.

Ben fikirlerinin derinliğine burada uzun uzun inmeyeceğim. Çünkü belki de bazıları size ters gelecek, bazıları fazla gerçekçi bulunmacak.
Ama şunu bilmeniz yeter:  Bugün “gazeteci” diyerek ekranlarda gördüğümüz insanların çoğu bize gerçeği değil, görevli oldukları hikayeleri anlatmayla meşgul.  Nihat Genç ise onlar arasında gerçeği söyleyen ender seslerden biriydi.  Bu ülkede hala böyle bir sesin çıkmış olması, umut demekti. Umudumuzu kaybettik…


Mekanı cennet olsun.
Işıklar içinde uyusun.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!