Beyanlar

Maskelerin Gölgesinde Yaşamak

İnsan, kabul görmek uğruna taktığı her maskeyle kendinden biraz daha eksilir; oysa hayat, başkası gibi “gibi” yaparak değil, kendi hakikatinle dimdik durarak yaşandığında anlam kazanır.
Maskelerin Gölgesinde Yaşamak
0:00 / 2:46

Uzun zamandır zihnimin kuytularında yankılanan ama bir türlü kâğıda dökemediğim o huzursuz düşünceler, bugün editörüm Gökhan Bey’in zarif hatırlatmasıyla nihayet gün yüzüne çıkıyor. Ne yazacağımı, nereden başlayacağımı inanın ben de bilmiyorum; ama bugün elime kalemi alarak yazmaya başlıyorum.

Uzun zamandır gözlemliyorum. Olup bitene bakıyorum; insanlar, başka insanların onları oldukları hâliyle kabul etmeyeceği kaygısıyla, olmadıkları biriymiş gibi davranmayı tercih ediyor. Arkadaş çevresinde kabul görmek amacıyla daha elitmiş, kültürlüymüş, zenginmiş, modernmiş gibi davranıyorlar. Ama bilmiyorlar ki vitrini güzelleştirmeye çalışırken içini boşaltıyorlar. Kendi gibi davranıp gerçek arkadaşlıklar kurmak yerine, olmadığı biri gibi davranıp sahte ilişkiler ediniyorlar. Böylece bu dünyadaki en önemli şeyi, yani vakitlerini boşa harcıyorlar; kendilerini bir mücevher gibi gösterip kömür olduklarını gizliyorlar.


Çevremdeki insanlara biraz göz gezdirdiğimde fark ettim ki toplumun neredeyse yüzde ellisi, yüzüne boya süren bir palyaço misali…

Oysa o boyanın altında, anlaşılmayı bekleyen ama reddedilmekten ölesiye korkan gerçek yüzler saklı. Kendi gerçekliğimizden o kadar uzaklaştık ki aynaya baktığımızda gördüğümüz kişiyle sokağa çıktığımızda sergilediğimiz kişi arasındaki uçurumu kanıksar hâle geldik.


Sahi, neden bu kadar korkuyoruz kendimiz olmaktan?


Belki de modern dünya bize “olduğun gibi yetersizsin” demeyi öğrettiği içindir. Sosyal medya profillerimizde kurduğumuz o kusursuz hayatlar, aslında ruhumuzdaki eksikliklerin birer yaması gibi duruyor. Üstelik bu sadece bireysel bir tercih de değil; adeta bir hayatta kalma mekanizmasına dönüştü. Statü sahibi görünmek için borçlanıyor, mutlu görünmek için gülümsüyor, bilgili görünmek için başkalarının cümlelerini kendi fikrimizmiş gibi pazarlıyoruz.


Sahte bir zirvede yalnız kalmaktansa, kendi vadimizde dürüstçe yürümek ruhun en büyük özgürlüğüdür. Maskelerimizi çıkarıp yüzümüzdeki o “yetersizlik” korkusuyla barıştığımızda, aslında kaçtığımız o yalın hâlin en büyük hazinemiz olduğunu anlayacağız.
Unutmayalım ki başkası gibi görünerek kazandığımız her beğeni, kendimizden verdiğimiz bir ödündür.
Ve hayat, “gibi” yaparak harcanmayacak kadar kısa; kendin olarak yaşanacak kadar değerlidir.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!