Beyanlar

Kayıp Aranıyor

İnsanın en büyük kaybı, sahip olduklarını değil, insanlığını yitirmesidir.
Kayıp Aranıyor
0:00 / 3:33
Yaşamda birini veya bir şeyi kaybetmekten ya da ondan ayrılmaktan doğan zarar ve yoksunluk, kayıp kavramının en iyi ifadesidir. Kayıp, birey için önemli ve değerli nesnelerin, bazen bir kişinin, bazen bir hayvanın, bazen de bir organın yitirilmesidir. Bir obje veya işlevin kaybından tutun ki hayatın kaybına kadar geniş bir kavramdır kayıp. Kişiler yaşamı boyunca doğumdan ölüme kadar birçok şeye sahip olur, birçoğunu da kaybeder. Her insanın sahip olduğu değerler ve buna bağlı olarak kayıplar da birbirinden oldukça farklıdır. ‘’Kayıp’’ genel anlamda olumsuz bir durumu ifade ettiği için kaybın karşısında oluşan tepkiler de büyük olmaktadır. Örneğin işini kaybeden bir kişi bazen intiharın eşiğine gelirken, yakınını kaybeden bir kişi de hayatının sonuna gelmiş gibi hisseder. Kayıplar bununla kalmaz elbette. Bazen önemli bir sınavı, bazen iş başvurusunu, bazen duruşmayı, bazen hayatı, bazen zamanı, bazen değerlerimizi, bazen de insanlığımızı kaybederiz. Bunların içinde en acı olanı sanırım insanlığımızı kaybetmek olmalıdır. Değişen ve farklılaşan hayat şartları karşısında maalesef insani değerlerimiz de değişmekte, hatta yok olmaktadır. Kültürel bir miras olarak kuşaktan kuşağa aktarılan saygı, sevgi, hoşgörü, iyi niyet, yardımlaşma, paylaşma gibi kavramlar yok olmakla karşı karşıya. Örneğin trafikte bir olay veya kaza yaşandığında insanların çoğu yardım etmeyi bırakın, büyük bir merakla izleyici olmakta; yardımlaşma duygusu kaybolmakta. Sokakta yaşanan bir kavgada kavgayı ayırmak yerine ‘’aman bana dokunmasın’’ korkusuyla seyirci kalınmakta. Otobüste yaşlılara yer vermemek için uyuma numarası yapıp ineceğimiz yere kadar rol oynanmakta. Başına felaket gelen kişilere sahip çıkmak yerine kapı duvar olup kaybolunmakta. Sosyal medya aracılığıyla bir şeylere destek verdiğimiz düşünülerek, asıl eylemsizlik içinde yok olunmakta. Muhtaç olan kişilere kol kanat gerip destek olmaktansa, kendini acındırıp müşkül durumda kalınmakta. Bunun gibi birçok örneği sıralayabiliriz. Peki insanlık neden bu hale geldi? Sanırım empatiyi ve vicdanı geride bıraktığımız, sıradan hayatımızda kendi kabuğumuza çekildiğimiz için insanlığımızı farkında olmadan yitirmeye başladık. Olaylara karşı duyarsız, insanlara acımasız, kendi çıkarlarına saplanmış kişilere dönüştük. Halbuki insanlık; karşılıklı saygı, sevgi, anlayış ve paylaşma ile şekillenen bir durumdur. Kendimizden başka varlıkların da haklarına ve kişiliklerine saygı duyarak yaşamaktır. Tüm bu kayıpların telafisi elbette vardır. İnsanlık umutla beslenir ve kaybedilen bütün erdemler tekrar kazanılır. Küçük bir iyilik, karşımızdakine gösterdiğimiz samimiyet ve anlayış, sıradan bir yardımlaşma, verdiğimiz şefkat ve duyduğumuz saygı insanlığımızı yeniden inşa eder. Unutmayalım küçük eylemler büyük farklar yaratır. Kaybolan gerçekler özveriyle kazanılır.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!