Kadimlerin Mantrası
Dostluğu mitolojik imgeler ve kadim çağların sembolleriyle yücelterek, onu zamansız, kutsal ve ruhu taşıyan bir güç olarak tanımlayan destansı bir betimlemedir.

Dost dediğin… Gökyüzünün ilk ışıklarıyla doğan bir yıldızdır; Titanların omuzlarında yürüyen bir gölge, Ve unutulmuş uygarlıkların taşına işlenmiş sessizlik.
Karanlık çağların ortasında, Hades’in derin kapılarından fışkıran rüzgâr gibi, Ansızın belirir; Ne adım sesini duyarsın, Ne gelişinin uğultusunu. Sadece ruhunun titrediğini hissedersin.
O, Prometheus’un ateşini saklayan ellerdir, Medusa’nın bakışından kaçan bir cesarettir, Atlas’ın omuzlarında taşınan yüce bir sırdır.
Dost dediğin… Tufan öncesi çağlarda yapılmış bir antlaşmanın yankısıdır; Zincirleri çözer, fırtınaları durdurur, Ve seni kendi destanının kahramanı yapar.
Gölgelerle konuşur, Yıldızları kucaklar, Zamanın unuttuğu sözleri fısıldar: “Yanındayım, ölsem de, dirilsem de.”
O yüzden dost… Bir efsanenin kanatlarında gelir, Sana tarih kadar eski, Sonsuz kadar ağır, Ve yalnızca senin olan bir sırdır.
Her bakışında bir çağın bilgeliği vardır, Her sessizliğinde bir dünyanın ağırlığı.
Dost dediğin… Sonsuzluğun nefesidir, Ve seninle paylaşılacak bir mucizedir.






