Bir Toz Zerresinin Taşıdığı Evren
Kalabalığın gürültüsü içinde kendini bir toz zerresi kadar kayıp hisseden insanın, yine de varoluşun derin tesirinden kaçamayışını anlatıyor.

Siz kazandıklarınızdan başlayın lafa,
Benimse yakama bir toz zerresi düştü sadece.
Kimliği belirsiz onca yüz,
Dizilmiş bir evren içinde.
Bir dünya dolusu insan yığını,
Kim bilir,
Hangi keşmekeşin derdine eğilmişler?
Lâl bir dilde dedikodu yapılmazdı.
Kimse bilmez kimin neyi yitirdiğini.
Zirâ akıl bir yoldu,
Bense kayıp.
Oysa bu kayıp,
Ezelden bir zaruret hâli.
Allah’ın sorgusuz kulları,
Akıldan bir damla yoksun olanları,
Anlamazlar dünyanın şerbetinden.
Yine de bir toz zerresi düştü yakama.
Kimliği belirsiz onca yüz,
Dizilmiş bir evren içinde.
Bir dünya dolusu insan yığını,
Kim bilir hangi keşmekeşin derdinde?
"Olmaz" dediler,
Yeryüzü arsız bir yol.
Ayıp değil ya bu da bir kahır kuşu.
Kalabalık erimez artık,
Sorma bu dünyaya sığmaz.
Ne dünya kadar boşluk,
Ne de dil kadar esir,
Bir ışık yolu kadar derindeyiz.
İşte bu kadar, bu kadar,
Bizedir bu tesir!






