İşportacının Kafasından Geçenler
Gündelik geçim derdiyle boğuşan bir insanın, sanat ve tarihten uzak, sade ama gerçekçi yaşam mücadelesini anlatan bir portre.

Güneş işportacının kafasına geçmez
Güneş sadece ensesini haşlar, bir de tezgahtaki ucuz plastiği eritir
Onun kafasından geçen
Zabıtanın o köşe başından ne zaman belireceğidir
Ayakkabısının altındaki deliğin büyüklüğüdür
Ve akşam eve giderken alacağı ekmeğin bayat olmamasıdır
Tarih dediğin şey, adamın umurunda bile değil.
İskender Paşa Camii’nin gölgesinde otururken
Sokrat’ı falan düşünmez o
Sadece kirayı nasıl denkleştireceğini
Ve karısının dırdırını nasıl susturacağını hesaplar
Sanatçılar gelip resim yapacakmış...
Hangi fırça darbesi öder o tezgahtaki hacizli borcu?
Hangi renk paleti kurtarır
Günde on iki saat bağırmaktan yırtılmış o gırtlağı?
Kafasında sadece rakamlar döner:
Üç lira, beş lira, yetmiş lira
Dünya dönüyormuş, Kemeraltı kadimmiş, boş ver...
Akşam olsun, ayaklarını uzatıp bir sigara yaksın
İşte onun uluslararası şaheseri odur






