Tozlu Raflar

Ümit Yaşar Oğuzcan - "Ayten'in sonu"

Markiz pastanesinde yaşanan trajedi üzerinden, Ümit Yaşar Oğuzcan içsel çatışmalarını, aşkın yıkıcılığını ve ruhundaki derin yaraları çarpıcı bir dille anlatıyor.
Ümit Yaşar Oğuzcan - "Ayten'in sonu"
Ayten’i Markiz pastanesinde vurdular. Onu ben vurdum. Ayten kanlar içinde düştü yere, Bense ağlıyordum. Şimşek gibi, loşluğunda Markizin, Bir usturaydı ellerimde parlayan. Vurdum ve baktım dağılmış yüzüne, Dedim: O da güzeldi bir zaman. Onun da gözleri vardı, dudakları vardı; Mermerler dile gelirdi konuşunca. Ya elleri her zaman duygulu, serin; Başım dönerdi ellerini tutunca. Önce bir garson gördü ikimizi, Sonra yabancı adamlar gördü, kadınlar gördü. Ayten’i hiç ayıplamadım; O anda kim olsa ölürdü. Renkli bir balon gibi sönüverdi. Koluna gömleğimin kanı damladı. O lekeden başka şimdi Ayten’den eser kalmadı. Aldılar götürdüler beni, Bu cinayetin hesabını sordular. Dedim: Ayten’i ben vurmadım; Onu Markiz pastanesinde vurdular. “Ayten’in Sonu”, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın içsel bir hesaplaşmasını, platonik bir aşkın yarattığı buhranı ve bu buhranın sonunda yaşanan trajediyi anlatan bir şiirdir. Şair, Ayten adını verdiği hayali bir kadına duyduğu derin, fakat ulaşılmaz aşkla boğuşurken, bu şiir aracılığıyla hem kendini hem de dönemin bireysel yalnızlık ve aşk anlayışını dile getirir. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın “Ayten’in Sonu” şiirinde karşımıza çıkan ‘cinayet’ ve ‘vurulma’ imgeleri, sadece yüzeyde bir kadına yönelik şiddet hikayesi gibi okunmamalıdır. Şair, bu güçlü metaforlarla, aslında insan ruhunun en derin, en sancılı parçalarına dokunur. “Ayten” burada, sadece bir kadın değil; aşkın, umutların, bazen de hayallerin, insanın iç dünyasında ‘öldürülüşünün’ simgesidir. Markiz pastanesindeki o “vuruluş”, gerçek bir cinayet değil, şairin içinde yaşadığı duygusal çöküşün, bitişin ve kendine dair hesaplaşmanın sembolik anlatımıdır. Şair, bu şiirle bize şunu fısıldar: “Bizi en çok öldüren, dışarıdan gelen darbeler değil; kendi içimizdeki kırgınlıklar, kayıplar ve terk edilmişlik hissidir.” Şiirin her dizesinde, aslında kadına değil; insanın kendi umutlarına, sevgisine, hatta kendine duyduğu şiddetin izleri vardır. “Tozlu Raflar”da gün yüzüne çıkan bu şiir, sadece geçmişin bir parçası değil, bugünün sessiz çığlığıdır; içimizdeki o gizli ‘cinayeti’ görmemiz ve anlamamız için bir davettir.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!