Şiirhane

Tivnik’te Bir Zamanlar

Köy hayatının geleneklerini, yemeklerini, insanlarını ve tabiatını özlemle hatırlarken, zamanın geçişiyle geçmişin ve eski kuşağın birer birer yok oluşuna duyulan derin hüznü anlatıyor.
Tivnik’te Bir Zamanlar

Tee Kargapazarı dağlarından sökün eder bir kağnı gıcırtısı,

Sazlıklardan esen yel; yollarda donmuş eski bir sıla sızısı.

Baharla uyanan o deliçay, kayalardan coşar da taşar.

Kalor’un ateşiyle ısınır sevda, yanık türküler dağlar.

Herile çorbası tüter lohusa gelinin nazlı elinde,

Nenemin tandır ketesi, çöreği, bir de şilesi dillerde...

Ahır sekisinde toplanır cümle ağalar, beyler;

Yatsı sonrası köy oturması, dilden dile süzülür efsaneler.

Geceler sabaha varırken çekilir tel helvası,

Bezekli gelinler gizlenir yaşmak altından, ürkek edası.

Sofraya geç oturup erken kalkan o mahzun can,

Bir gölge gibi geçer gider o koskoca zamandan.

Golanlar gerilir cirit meydanına, yürekler birer yeyh nidası,

Delikanlılar şahlanır at üstünde, başlar meydanın cenk sevdası.

Altınbulak Çeşmesi, hem ulu bir kıblegâh,

Ne hoştur suyundan limonlu çay, avuçta kavurga, dillerde mizah.

Hincorop, gosgez, medik... ne çok arar bu yorgun gözler,

Yemliklerin yeşili, çaşırın o keskin tadı sinemde gizler.

Ekrimoz başındadır terli anam, kışa mühürlenir küpler;

Tereyağı, peynir dizilmiş diz dize; bir gaz lambası titrer.

Dedem kulak kesilmiş ajansa, üç bardak demli çay yoldaş,

Cigaradan yayılan puslu duman, Pasin örtüğünde bulutla kardaş.

Tenef çekildi nihayet, akıp gitti ömür o ince süzgeçten;

Hekât bitti, güz vurdu bağlara, izler silindi geçmişten.

Eskiler göçüp gitti birer birer, dağlar başını öne eğdi;

Toprak aldı vereceğini, söz bitti, vakit nihayete değdi.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!