Şiirhane

Rikkat

Çocukluk yaralarıyla baş başa kalmış bir ruhun, kayıp, yalnızlık ve özlem içinde kendi yolunu arayışıdır.
Rikkat
0:00 / 2:24

Nazik bir yürüyüş bu, çocukluğuma hasret.

Gölgesinden bile korkuyor karanlık izler.

Şahit tutuyorlar bedeni ruha.

Ah, bir bilseler, ben daha bir rikkat çocuğum.

Henüz yürüyemem, dilim de daha dönmez.

Ben daha “anne” bile diyemem.

Ağaç gövdeleri dostum, soğuk taşlar arkadaşım olmuş.

Bir garip hâl bendeki; kendine bile çaresi yok.

Kimi an bir çocuk, kimi an da yetişmiş bir bedenim.

Bana lazım ise bir ben, bir de bana benzeyen.

Yeterim kendime düşman, kendime hür.

Karınca duası gibi okunmuyor bu sır.

“Bana ibretliksin.” dediler; bilmediler ki aklım benden eksik.

Kaygılanmak da nesi? Burası benim yokuşum.

İyilik derler ya, sarp bir yokuş, sarp bir yol.

Yol benim ise ben neden kayıp düşerim?

Kayıp düşmek dedikleri, belirsiz bu aydınlık yolda mı olur?

Ah, bilinmez gerçekler,

Kim bilir kaç evladı kör kuyulara gömdünüz?

Bak, benim kolumda kara bir savaş yanığı.

Çaresizlik ciğerime işlemiş; kötülük, lanet bir ruh.

Ben ise akıl ile delilik arasında bir garip kuşum.

Uçsam gökyüzünü zaptetmişler, koşsam yeryüzünü mezara boğmuşlar.

Ah anne, neredesin? Beni bu öksüzlük içinde bensiz bile bıraktın.

Gel, çocuk gülüşüm, yine gel.

Ve sen neredesin, hangi misafirliğin demindesin?

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!