Ömrün Son Perdesi
Faniliğin fark edilişiyle insanın ölüm, hesap ve ahiret gerçeği karşısında kendi nefsine uyanış çağrısını anlatıyor.

Geldi ve geçti gençlik baharım.
Solup sarardı ömür çiçeğim.
Bitti dünlerim, olmaz artık yarınlarım.
Kanamaz, acımaz yaralarım.
Soldu tenim, kesildi nefesim, soğudu bedenim.
İşte vakti geldi gitmenin.
Hiç aklıma gelir miydi bu benim?
O kadar varken dünyalık derdim,
Aklıma getirmezdim ayrılığı,
Hele ki ansızın olanı.
Doldu vadem.
Geldi ömür hikâyemin sonu.
Kesişir Azrail ile her kulun yolu mutlak bir gün.
Dünya döndü arkasını.
Bıraktı bak benim yakamı.
Bitti fani dünyanın oyunu,
Tutarsın işte böyle ahiretin yolunu.
Hiç aklına gelir miydi hesap yurdu?
“Yarın tövbe eder, düzelirim” derdim.
Oysa unuttum ölümün bana yarından yakın olduğunu.
Kim derdi son yemeğimi yiyip
uyanamayacağım bir uykuya dalacağımı?
Biliyordum ama aklıma bile getirmiyordum
bu gerçeği.
Ne hayallerim vardı,
Kendimden bile gizlediğim.
Hayallerime ne oldu?
Nereye gitti hayatım?
Perde kalktı işte gözümdeki.
Yüzleştim hakikat ile
Tek gerçek olan
ölüm!
Yol ayrımına geldik fani ömür ile.
Ruhum çıkardı beden gömleğini,
Özgür artık, uçtu semaya.
Hür oldu beden kafesinden.
Sığmazdım bu dünyaya,
sığdırdılar beni işte iki karışlık toprağa.
Ne kaldı söyle bana,
Benden geriye,
Amelimden başka.
Hani eş? Hani evlat?
Peki uğruna öldüğün mal?
Sana Allah’ı, ahireti, hesabı, cehennemi unutturanlar?
Hani onlar, hani bizi oyalayanlar?
Yalan oldular.
Giydirirler kefeni, koyarlar tabuta.
Dolaşırsın elden ele omuzlarda.
Yüzlerce kişi ile götürürler mezara.
Ama ne var ki, tek başına girersin toprağa.
Çekileceksin hesaba.
“Kulum” dediği zaman
hangi yüzle, ne diyeceğim Allah’a?
İşte ömür!
Bu da ölüm.
Sen sen ol ey nefsim, anla
ve ona göre yaşa.
Yok, gafil kalırsam
iş işten geçer.
İmtihanın bir dahası yok.
Ah vah edip başını vursan da dağa taşa,
kaçış yok.
Dönüş yalnız Allah’a.






