Kelebekler Tarasın Saçlarını
Şiir, kaybın, özlemin ve umudun iç içe geçtiği; insanın sevgiyle hem kendini arayışını hem de ruhunda iz bırakan birine duyduğu derin bağlılığı sürreal imgelerle anlatıyor.

Kar
Kederli eldivenimi senin demirden suretini
Şeffaf yüzlere tanıtmak için ıslatıyor
Gül ısındı
Her pencereyi güneş ısıtmıyor
Kayamadan giden dileğim
Hayaller
Mutlu, ağırlıksız tüyler gibi
Beni kanatlarımdan nereye taşıyor
Sonra
Her şey geçiyor
Suda kahverengi bir tat gibi kalıyorsun
Bir kirpikten fışkıran,ağaçlara asılı gümüş balıkların çaresizliğiyle
Ve hâlâ benim için gülümseyen,yeşil ormanımızdasın
Gizli duvar,temmuzun kolları açık
Yeşilimsi bir kurdeleye çarpan yoncanın sesi
Yürü
Çiçek tozlarının arasında,sevgilerin uçurumu,kuşkusu hiç şüphesiz şüphesi ya da bir ok,yeni...
Kim olduğunu bulacak mısın,bulacaksın
Birazdan deniz yıldızını yine göğe asacak
Biçimleri kucaklayacak bedeninle
Dizindeki mırıltıya hangi dili öğreteceksin?
Yürü,
Zaten biraz ilerisi
Yalnızlar şelalesi!
Ay farklıdır orada
Güneş aynı
Şimdi evinin odasında
Saf bir melek var
Seni karşılayacak
Muazzam ve ani ölüşler gibi
Baştan aşağı beyaz
Ona ışıklar içinde mutlu bir kalp emanet eden tanrım var
Bekle lütfen
Tuzaklar çıkınını açan
Bazı kadınlar için
Gecenin göz rengi mordur
Tutsak mor
Her beden kumaştan yaratılmamıştır
Seni sevmek neden aşktan akla dönmüş bir deliliktir






