Kazara Gelen Çocuklar
Sevgi ve emek görmeden büyümek zorunda kalan, kendi kendini yetiştiren çocukların kırılgan ama güçlü varoluşunu anlatan bir ağıt ve içsel tanıklık.

<< Başını sokabildiği bir çatısı, ocağında kaynayan bir aşı olsa da, çoğu narsist, sevgiyi veremeyen; anne-baba olabilme yetisinden yoksun ellerde, kendi kendini büyütmek zorunda kalan, kendinden başka sığınağı olmayan dünün, bugünün ve yarının çocuklarına ithafen...>>
Değer bulduğu topraklarda,
Çimlenir tohum, hayat bulur.
Oysa nice filizler var ki:
İstenmediği rahimde,
Hak etmediği evde,
Yanlış şehirde
yeşermeyi dileyen...
Kazara gelmiş çocuklardık biz;
Müjdeyle, heyecanla beklenen değil.
Gök, binbir sancıyla döker sağanağını,
Bazen gelsin diye yakarılır duayla,
Bazen de gitsin diye, bir ağırlık misali.
Verilen emek kâr hanesinde hep eksik;
Ne kadar verilse az,
Ne kadar alınsa çok sayılır.
Özenle büyütülmeli çocuklar, sevgiyle;
Emek verilmeli her daim, titizlikle.
Biz ki kendi rüzgarında serpilen çocuklardık,
Kendi kendini büyüten, kendine yetmeyi bilen.






