Hangi Dağ, Hangi Tavşan?
Küsmek, çoğu zaman duygularını doğru ifade edemeyen bireylerin savunma mekanizmasıdır; ancak bu iletişimsizliğe yol açar, ilişkilerde kalıcı mesafe yaratır ve sorunun çözümünden uzaklaştırır.

Zaman, biraz geri alınırsa anmayacağımız ne kadar insan, bakmayacağımız ne kadar yüz buluruz?Çevremizde bu şekilde kaç kişi olur hiç düşündünüz mü?
Hayatın olağan akışında bazen hiç fark etmediğimiz olaylar yaşarız.Bu olaylar sonucu bazen mutlu olur bazen hüzünlenir bazen öfkelenir bazen de sakinleşiriz.Bu duygular o kadar sıradanlaşmıştır ki çoğumuza alelade gelir.
Hele onların içlerinden öyle bir duygu var ki son dönemlerde en sık rastladığımız bazen umursadığımız bazen de yok saydığımız “küsme”.
Küsmek, bir çatışma veya hayal kırıklığı sonrasında kişinin karşı tarafa tepki olarak iletişimi kesmesi, duygularını veya öfkesini açıkça ifade etmek yerine susarak ve uzaklaşarak tepki vermesidir.
Hemen hemen her gün karşılaştığımız bu duygu durumu bizi ne kadar ilgilendiriyor veya ne kadar etkiliyor?
En ufak mevzularda kapris yapan, surat asan, küsen sürekli sizden bir adım gelmedikçe yaklaşmayan birey sayısı hayatınızda ne kadar yer ediyor?
Şöyle bir düşününce görüyoruz ki epeyce fazla olan bu durum bizi geniş çapta etkiliyor ve belki de geriye doğru olumsuz anlamda sürüklüyor.
Çünkü küsme eylemi çocukluk dönemine kadar uzanan duygularını ifade ettiğinde karşılık bulamayıp cezalandırılan duygularını bastırmayı öğrenen bireylerin duygusal bir korunma veya savunma mekanizması şeklinde yaşamın tam ortasında yerini alıyor.
Bu yüzden beklentileri karşılanamayan bu tip insanlarla karşılaşmamız kaçınılmaz oluyor.
Duygusal olgunluğa sahip olamayan bireyler kırıldığında reddedilmekten korktukları için duygularını açıkça dile getirmekte zorlanır.Haklı olma ihtiyaçlarını anlaşılma ihtiyaçlarının önüne koyar.Bu durumda küsme onlara geçici bir rahatlama sağlasa da ilişkilerde maalesef kalıcı bir mesafe yaratır.
Bir iletişim biçimi olarak “sessizlik”de en sık rastladığımız küsme davranışı olarak karşımıza çıkar.Küs kişi konuşmak yerine sessizliğiyle karşı tarafa mesaj vermeye çalışır.
“Beni incittin,beni anlamadın veya beni önemsemiyorsun”gibi ifadeleri doğrudan değil sessizlik ve geri çekilme yoluyla ifade eder.
Bu şekilde kendi iletişim yolunu oluşturur oluşturmasına ama ne kadar sağlıklı bir yol olduğu tartışılır.
Hiç kimse diğer bir kimsenin ne düşündüğünü ne hissettiğini hiçbir zaman tam olarak anlayamaz.Bu anlaşılmazlığın üzerine bir de küslük gibi kapalı bir iletişim yolu seçilince işin içinden çıkmak zorlaşır.
Küsen kişinin neye küstüğünü neye kırıldığını anlamak şöyle dursun bunun daha kötüsü de kimin size küstüğünü bilmemek olur sanırım.
Öyle kişilerle iletişim halinde kalıyoruz ki “Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış.”deyimini tabiri caizse iliklerimize kadar hissediyor ve yaşıyoruz.
Düşünsenize ne kadar traji komik bir olay?Birileri size küsüyor ve siz bunu bilmiyorsunuz.
Sanırım dünya üzerinde gelmiş geçmiş en değişik iletişim kurma becerisi olmalı.Daha doğrusu iletişim kuramama becerisi.
Çünkü iletişim iki tarafında aktif olduğu bir süreçtir.İletişim kişiye değil kişiyle yapılır.Bu durumda küsmek, tek taraflı bir iletişimden ziyade kopukluğa sebep olan işlevsellikten uzak bir davranış biçimidir.
Örneğin belli bir tartışmadan sonra oluşan kısa süreli küslükler karşılıklı öfkenin durdurulmasına fırsat tanımayıp ciddi sonuçlara dönüşür.İnsanlar daha agresif ve daha bencil davranarak kendilerini birincil olarak ön sıraya koyar.
Küsen kişilerin zaman zaman kullandığı aşağılayıcı dil, ilgisizlik yansıtan davranışları, umursamaz mimikleri, karşısındaki kişi konuşurken onu yok sayması aslında küsen kişinin göstermek için tasarladığı ve kendi olumsuz davranışını karşı tarafa yüklediği devasa bir gerçekliğe dönüşür.
Peki iletişim kurup derdimizi anlatmak yerine neden bu dolambaçlı yolları seçiyoruz?
İnsanların herkese her zaman küsebileceğini biliyoruz ancak bir insanın başka bir insana küsebilmesi için onunla birtakım yaşanmışlıklarının olması ona anlamlar yüklemesi bu anlamlar nedeniyle beklentilerinin karşılanması gerçeğini unutuyoruz.
Bunları göz ardı ederek deyim yerindeyse önümüze gelene trip atıp küsüyoruz.
Oysaki küsme eylemini gerçekleştirmeden önce dönüp kendimize bir bakmalı bu küslükte dağ mıyız yoksa tavşan mı olduğumuza karar vermeliyiz.
Henüz dağ olmadan tavşan olanlar ömür boyu küsmek ve darılmak yerine bahaneler aramadan çareler bulmaktan mahrum kalacaktır.





