Beyanlar

Gülüşleriniz kaldı bende!..

Anlatıcı, gençlik yıllarında tanıdığı edebiyat insanlarının hayatındaki izlerini ve yıllar içinde kaybettiklerinin ardından kalan değerli anıları sevgiyle hatırlar.
Gülüşleriniz kaldı bende!..

GİDENLERİN ARDINDAN

                        Yıl 1987, Dicle üniversitesi Eğitim Fakültesinde ikinci sınıftaydım. Şair bir abiyle tanışmıştım. “Siste Kalabalıklar” ve “Yurtsuz Şiirler” adlı iki kitabı vardı elimde imzalatmıştım. Bir de kitabevi vardı abimizin “Kültür kitabevi” Derslerden fırsat bulduğumda hemen koşuyordum oraya. Onunla sohbet etmek, şiir konuşmak, hayatı şiir tadına çeviriyordu bende.  Şair abimizle ilişkimiz çok güçlüydü ve ben kitabevinden neredeyse çıkmıyordum. O şair abimiz bugün edebiyatımızın güçlü ozanlarından biri olan Yılmaz ODABAŞI idi.

Yazar Esma Ocak’ın “Berdel” oyunu sahnelenecekti ve ben de o oyunun biletlerini satıyordum gişede. Yılmaz abi aynı zamanda gazetecilik de yapıyordu. Bilet satma aşamasında da sohbetimiz sürdü. Ve hatta anlatmadan geçemeyeceğim Esma Ocak ile tanıştım bu arada. Bilet satışları tamamlandığında parayı olduğu gibi Esma Ocak’a götürdüm. Evin kapısını çaldığımda çok heyecanlıydım. Esma Ocak açtı kapıyı gülen yüzüyle. Salona aldı beni. Ona kaç bilet satıldığını, ne kadar toplandığını söyleyip parayı uzattım. Bana hangi bölümde okuduğumu, nereli olduğumu sordu. Babamın öldüğünü, annemin çabaları ile okumaya çalıştığımı söylediğimde sevgiyle bana bakıp hak ettiğim paranın iki katını vermişti Esma Ocak.

                    Yılmaz abi, önce Aziz Nesin’i getirdi Diyarbakır’a. Bir üniversite öğrencisi olarak tanıştım Aziz nesi ile ve hatta sohbet etme mutluluğuna erdim onunla. Hiç unutmuyorum, Diyarbakırlı bir kitapsever Aziz Nesine: “Hocam 12 Eylül darbecilerine dava açtığınız için kutluyorum sizi.” dediğinde Aziz Nesin: “Beni kutlamayın, siz de dava açın ve kendinizi kutlayın.” demişti. Yani ortada bir zalim varsa birinin o zalime başkaldırışını alkışlamak değil o zalime birer birer, onar onar, biner biner başkaldırmak gerekiyordu. Bunu öğretmişti o kısacık sohbette Aziz Nesin bizlere.

O dönemde şiirleriyle tanıştığımız iki sanatçı vardı. Biri Adnan Yücel diğeri Ahmet Telli.  Ve bir gün Yılmaz abi ikisini de getirdi Diyarbakır’a. Soframda Kaval Sesi kitabını alıp Adnan Yücel’e; Hüznün İsyan Olur kitabını alıp Ahmet Telli’ye imzalattım. Adnan Yücel “Gönlümün sevda yüklü bulutlarından bin selam” diye yazmıştı imzasını atarken. Ahmet Telli’nin karşısına geçtiğimde adımı söyledim Seferbeyoğlu soyadını duyunca gülümsedi ve “ Adlar güzellikler saklar.”  diye yazıp imzaladı.

                   Sonrasında iki kez daha geldiler Diyarbakır’a Adnan Yücel ile Ahmet Telli. Her gelişlerinde kitap imzalatıp sohbet ettim onlarla. Üniversite bitikten sonra yazdığım şiirleri kitaplaştırmayı düşünürken Ankara’da ablam ile birlikte gittik Ahmet Telli’nin yanına. Öyle sıcak karşıladı ki bizleri, sohbet ettik, yol gösterdi bana. Bir okur olarak hep izledim onu.

Yılmaz abiyi izlemekten, onun sadık bir okuru olmaktan hiç vazgeçmedim.

2002 yılında ilk kitabım çıktığında Adana’dan geldi acı haber. Adnan Yücel bırakıp gitti bizi yıldızlar ülkesine.

Ve bugün Ankara’dan geldi acı haber. Ahmet Telli de bizi bırakıp gitti yıldızlar ülkesine.

                 O günlerden bugüne Aziz nesin yok, Esma Ocak yok, Adnan Yücel yok, Ahmet Telli yok artık aramızda.

                             “Gün bitti, gülüşleriniz kaldı bende.”

 

                                                                                              Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

                       

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!