Gökbörü
Kendini ait olduğu yerde bile dışlanmış ve yalnız hisseden anlatıcı, yaşadığı aşkın ve ihanete uğramışlığın acısıyla sessizce tükenirken hakkını helal etmeyeceğine yemin ediyor.

Özyurdunda mülteci gibi görülen muhacir gibiyim biraz
Nereye gitsem farklı hislerle bakan farklı gözler
Fiyakalı bi dışlanmışlık ve emsali görülmemiş bi yalnızlık
Melteminde bile bi matem havası esiyordu sanki
Zil çalıyordu şehrin etekleri ve tutuşmuştu yana yakıla
Yaka paça dışarı atılıyordu ruhum şuhursuzca
Gözlerimin bebekleri huysuz ve huzursuzdu
Ve kusursuz bir cinayet gibiydi kalbimde işlenen
Görgü tanığı bile yoktu, yalandan şahitlik yaptılar sadece
Göz göre göre, görmezden geldiler bendeki seni;
Kan kustum, şiir sustum ve avazım çıkana kadar çıkarmadım sesimi
Sonra da bir sigara çıkardım cebimdeki ezilmiş paketten
Eninde sonunda düşeceğim ya gözlerindeki taketten
Ve öldürecek beni ruhumdaki kanserin bu panzehr-i zıkkımı
Ahde vefaya bir veda tütünü daha yakacağım ölmeden
Ve ahdım olsun hiç kimseye helal etmeyeceğim hakkımı






