Geri Dönüşü Olmayan Mevsim ve Sözün Namusu
Bu metin, ilgi ve güvenle beslenmeyen sevginin zamanla geri dönülmez biçimde yitirildiğini; gerçek aşkın ise sözünün arkasında durmayı ve emek vermeyi gerektirdiğini anlatıyor.

İnsan ilişkilerinin en büyük yanılgısı, bir kadının sabrını sonsuz, sevgisini ise sarsılmaz sanmaktır. Oysa sevgi, tıpkı bir çiçek gibi, emekle beslenmediğinde solar; yavaş yavaş çekilir damarlardan, sessizce terk eder yüreği. Soğutursan kendini kadının kalbinde, artık ne kadar güneş olsan da o eski sıcaklığı geri getiremezsin. Ne o yüreği, ne de o gönlü eski haline döndürebilirsin. Erkeklerin ilgisizliği, başta yüksek yaklaşıp sonra geri çekilmesi ve kadını yalnızca boşluklarda vakit geçirmek için bir araç olarak görmesi, aslında o maçı daha başlamadan kaybetmektir. Zira sevgi, bir yarış değil, bir yolculuktur ve bu yolda en büyük kayıp;karşındakini değil, kendi özünü unutmaktır.
İki gönül birbirine akarken, sevgi testisini vaktinde doldurmak gerekir. Zira sevgi, biriktirilmesi gereken bir sermaye değil, her gün yeniden akıtılması gereken bir ırmaktır. Sonrasında başvurulan taktikler, yersiz bahaneler ve yalanlarla örülü o suni dünya, ne o kadını ne de o aşkı geri getirir. Sen kendi dünyanda haklı sebepler uydurup ölü taklidi yaptığın günlerde, kadın çoktan senin cenaze namazını kılmış olur. Sonunda biriniz ölmüş, biriniz unutmuş olursunuz. Ve belki de en acısı, ölenin aslında ilişki değil, o ilişkiye duyulan inanç olmasıdır.
Bu noktada sözün namusu devreye girer. İnsan, ağzından çıkan kelimelerle kendi dünyasını inşa eder; o kelimelerin arkasında durabildiği kadar da o dünyada hükümdar kalır. Sözün eri olmak, yalnızca bir vaat vermek değil; o vaadi bir onur nişanı gibi göğsünde taşımaktır. Şartlar değiştiğinde eğilip bükülenler değil, bedeli ne olursa olsun verdiği sözün nöbetini tutan "delikanlı" ruhlar, bu hayatta gerçekten iz bırakanlardır. Çünkü güven bir kez sarsıldı mı, binlerce kelime bir araya gelse de o yıkılan kaleyi yeniden inşa etmeye yetmez. Tıpkı kırık bir aynanın parçalarını birleştirseniz bile, her bakışta çatlakların hatırlatacağı gibi.
O hâlde gerçek sevgiyi bulduğunda kıymet bilmeli ve kaybetmemek için gerekirse her şeyi feda etmeli insan. Fedakârlık, kaybetmek değil; kazanmanın en asil yoludur. Çünkü bazı mevsimler bir daha geri gelmez, bazı sözlerin ise telafisi yoktur. Ve insan, en çok da geri dönüşü olmayan o mevsimde fark eder ki, aslında kaybettiği karşısındaki değil; kendi içindeki o eski, sıcak ve inançlı hâlidir.
Sevgilerimle
Işığım ışığın olsun






