Beyanlar

Duyguların Esiri Olma!

Acıyı inkâr etmeden, ertelemeden ve kutsallaştırmadan yaşadığında; onun seni parçalayan değil, bilincini büyüten, öfkeye dönüşmeden güç üreten bir öğretmen olduğunu anlatan bir içsel farkındalık çağrısı.
Duyguların Esiri Olma!
0:00 / 0:00

“Acının içinden güç devşirmek…” Ne anlamlı bir söz dizesi.

Acı çok zaman parçaladığını sanır insanları… Ama biz her defasında yeni bir iskelet öreriz kendimize ve yola devam ederiz. Üstelik daha dayanıklı…Kolay değildir tabii.Bunu sağlamak için ne savaşlar geçirir, ne mağlubiyetler yaşarız.Bu savaş meydanından sağ çıktığımız tüm zamanlar bizleri olduğumuzdan bir basamak yukarıya taşır.Güçlü kılar.Farkında oluruz ya da olmayız ancak bu böyle gelişir.

Acının içinden güç devşirmek...

Ben ölmedim hâlâ buradayım demek belki de. Acı derinden hissedilen bir duygu ancak zamanla acının yarattığı yara ile aranda bir barış olur.O seni hâlâ sızlatır ama aynı yerden vurmaz. Kalbini sıkıştırmaz, boğazını düğümlemez.

Neydi güç? Dik durmak mı? Yürümeye devam etmek mi? Yoksa durup soluklanmak mı?

Bazen dik durmak, bazen yola devam etmek ancak bazen de durup ben yola devam edeceğim ancak şimdi değil.Şu anda durmam gerekiyor diyebilmektir güç. Aslında yerle bir de olsak kontrolün bizim elimizde olduğunun farkında olmak. Yoksa hayat bu, her zaman aynı koşulda devam etmenin imkânı yok elbette.Her duygu zamanında yaşanmalı.Hisler üstü bir yorgan gibi örtülüp zamanın akışına bırakılmamalı.Ne zaman güçsüz hissederiz biliyor musunuz? Yaşanması gerekeni erteleyip üzüntülerimizi, öfkemizi, acımızı, hüznümüzü bir yığın hâline üst üste dizip en son noktada bir tekme atıp dağılmasını beklediğimiz zaman.Çünkü dağılmaz.Çünkü orada yaşanması gereken dağ gibi duygu yığını bekler bizi her zaman.Erteledikçe biriken…Yaşamadıkça hissizleştiren..

Oysa sevinç ile mutluluk kadar doğal duygulardır acı ve üzüntü. Ağlamakta gülmek kadar bizimdir.Ağlamayı bıraktığınızda, zamanla küçük mutluluklarınızı da bırakırsınız ve tüm insani duygularınızı yitirmeye başlarsınız günden güne…Nedeni ise çinizdeki o küçük insanı yok etmeyi başarmış olmanızdır ve o küçük benliğimizde saklıdır tüm güzel duygular.

Sen Anka kuşu değilsin cancağzım, yorma kendini. “Ben Anka kuşu gibi küllerimden doğarım “ deme.Zira küllerinin nerede olduğunu bilmiyorsun.Hiç kimse bilmez.Senin kül dediğin şey belki seni küllerinden koruyan tek yoldur.Sen sen ol sevgili okurum, zorlu her yolun bir gün biteceğini bilerek ancak her duygunun da yaşanması gereken zamanda yaşamamanın ağırlığından uzak durarak devam et yoluna.Olma Anka kuşu!Acı her türlü büyütüyorsa bizi,o hâlde onun içinde boğmayalım kendimizi ama onu görmezden de gelmeyelim ki bir gün bir karabasan hâlinde çökmesin üzerimize.

Baktığımızda yaşamadığımız her acı, her üzüntü biz de sonra neye dönüşüyor biliyor musunuz?

Öfke…Öfkelendiğinizde düşündünüz mü hiç?Neden bu kadar öfkelendiğinizi..Üstelik neden şimdi?

Öfke bir kasırga gibi yutar.İçine çeker seni ve pişmanlık doğurur.Gel sen bugünden itibaren tüm duygularını anda yaşa.Bak o zaman birikmiş duygu çöplüğünü koparıp atacaksın içinden..

Acı seni yine güçlendirecek ancak bu kez bilinçli olarak.

Sen duyguların kölesi olacağına bırak duygular senin güçlenmene hizmet etsin.

Sevgilerle…

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!