Beyanlar

Aşkın Yarasını Taşıyanlara “Geçmiş Ölsün”

Aşkın yarası seni öldürmek için değil; seni kendine daha sahici, daha uyanık ve daha güçlü döndürmek için vardır.
Aşkın Yarasını Taşıyanlara “Geçmiş Ölsün”
0:00 / 3:16

Yaralı kalplere selam olsun. Hoş geldin sen de…

Biraz aşkın derinine inelim mi birlikte? Neden bu kadar canımızı acıtıyor? Neden, ne kadar kurtulmayı denesekte bir türlü bu yarayı kapatamıyoruz? Kurtulmak mı istemiyoruz, yoksa gerçekten bıraktığı izleri silmek mi bu kadar zor?

Bazı yaralar vardır ki kabuk bağlamaz. Bağlasa da elimiz hep gider, kaşırız.

Çünkü o kaşınmanın, o eskiye dokunmanın tatlı bir acısı vardır. Aşkın yarası, belki de kaşıntıların en güzelidir.
Çünkü aşk; yalnızca bir yara değil, bir hatıradır.

Bir gülüşte, bir sokakta yürürken denk gelinen bir şarkıda, bir bakışta yeniden yeşerir.

İnsanlar yaralarını gizlemeye alışmışlar. Yapmayın be! Aşkın yarası belki de gururla taşınacak tek yara. Çünkü bu kadar sevgisizliğin sıradanlaştığı bir toplumda, sevmenin, gerçekten sevebilmenin ne kadar kıymetli bir şey olduğunu ancak içiyle bağlantısı kopmamış olanlar anlayabilir.

Ve belki de en zoru şu; biz sevdiğimiz insanı değil, onunla birlikte olan kendimizi kaybediyoruz. Sonra her şey geçse de, kendimize dönemiyoruz. Unutmaya çalıştığımız o kişi değil belki de, onunla birlikte kaybolan “biz”i özlüyoruz.

Bir daha o kadar saf, o kadar açık, o kadar inanmış olamayacağımızı biliyoruz.

Asıl acı da burada başlıyor zaten.

Ama biliyor musun? Bazen de en büyük iyileşme, en derin yaradan filizlenir ki o yara, sana hâlâ sevebildiğini, hâlâ hissedebildiğini fısıldar.
İşte bu yüzden, "Geçmiş ölsün." sen yaşa.

Daha diri, daha uyanık, daha kendine yakın olarak…

Her kötü biten aşkın aslında bir kahraman doğurduğunu çoğu yazımda dile getirdim. Her kötü olayın bir tetikleyici olduğundan da kitabımda söz ettim. Evet, ilişkin bitmiş olabilir. Hem de en çok severken… Yarım kalmış olabilir fakat bilmen gereken, biten ilişkilerin ardından kendini zindanlara kapatıp o aşkın acısını aylarca, yıllarca taşımak zorunda olmadığındır. Evet, aşkın acısı da kutsaldır. Sevebilecek, âşık olabilecek kadar güçlü bir ruha sahipsen, acısını da tadında yaşamak gerekir. Çünkü bu acı büyütür, değiştirir, olgunlaştırır.


Ama unutma;

Dozunu koruyamadığın her şey gibi, aşkın acısı da fazlaysa zehre dönüşür.

Bu zehir de seni ve seni sen yapan tüm değerleri öldürür.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!