Yavaş Çita
Bu şiir, kırılgan bir ruhun hayal kırıklıkları, kaçış ve arayış içinde “yalnız koşu” metaforuyla kendini ve yaşamın anlamını yeniden hatırlamaya çalıştığı şiirsel ve felsefi bir iç monologdur.

çelimsiz gülüşüyle inanmaya
utanırken bile kendine
gücü yetsin diye kendini def
etmeye
koşarmış koşarmış orman meyveli
hayallerinde
zaman kötüymüş gençler kötüymüş
kıyamet gelinmiş
başı sıkışan mevsimler hep onu
beklerken
o kim bilir hangi öyküyü yarım
bırakmaya, nereye firarda
uyandığı sabahlarda ne rüzgârın
direnci ne sisin pususu
imkansızlığıyla vakur aşka doğru
koşarmış
besbelli ironinin zehirli
bahçelerine
varsa yoksa gözlerinde geçmişin
avuntusu
yaralarıyla pençeleyen makus çitay hatırla
kaçmayı kovalamayı oynamayı
yol yok yön yok hedef yok
ah canım benim
suç yok zafer yok
yalnız koşu
başını önüne her eğdiğinde, her
kesilen nefesinde
hesaba kitaba gelmeyen âlemin duru
deliliğinin aşkına
en yavaş hâlinin kudretini hatırla
huzurla usanmamayı hatırla
çalkantılı hayallerden, ağlamaklı feleklerden,
göklerden
nice orman nice aslan dize gelse
dolmaz
nice kaçılmış tuzakla, avlanmakla
dolmaz
gamla, tamam olmakla dolmaz
boşluğa
koş
başı sıkışan mevsimleri tavaf ederek
esnek mevsimlerini hatırla
biliyorum boş vermeyen bir şeyler
saklı aslında
bakışlarının göz alıcılığında





