Kitaplık

Melisa Kesmez (Bazen Bahar)

Bir domates tohumundan çocukluk arsalarına uzanan bu kitap, geçmişin sadeliğini ve kaybolan değerleri hatırlatarak okurunu kendi iç sesine götürüyor.
Melisa Kesmez (Bazen Bahar)
Öykülerin birbirine geçtiği, yaşamdan parçaların takısını üzerinde taşıyan bir kitap. Kitabın ilk öyküsü bir domates tohumu ile başlıyor. Vapurda gözlemlediği bir kadın, “Domatesi çok değişti bu şehrin.” diyor yanında oturan burunları tıpatıp benzeyen birine. Bu cümleden çok etkilendiğimi dile getirmek isterim. Bir domates tohumunun içinde evladiyelik bir yaşam saklıdır. İlerlemek her zaman güzel bir şey değildir bazen. Yazarın da dediği gibi: Bazen bahar, bazen kış. Öyle çok şey saklı ki o tohumda… Toprağıyla ayrılığa düştü mü kök salamaz başka bahçelere, saksılara, tekerlek içlerine. Yaşam kıvrılarak bizi şekillendirse de ata tohumumuz hep o bahçede kalır gizli gizli. Kaleminin suyunu bizim evin çeşmesinden alırcasına içini dökmüş yazarımız. Bir telefon kulübesinden bahsetmiş ve onun yanında duran gri duvarlardan… Resmi izlerin geçmişe nasıl sahne perdesi indirdiğinden… Ve sonra şöyle demiş: “Seninle o evde yaşadığımız yılın üzerinden kaç gri geçmiştir?” Grilerin paletine sığınmış. Işığını bir bir söndürmüş, terk edilmiş bir ev olana kadar. Hayat kayıplarla dolu bir su baloncuğu. Çocukluğunu hatırlatan insanlardan ayrılmak ise o bakıp büyüttüğün baloncuklarının çöpe dökülmesi kadar ezik, kupkuru bir his. Şehrin henüz yutmadığı bir çocukluk ülkesi diye betimlemiş arka bahçelerindeki arsayı. Deniz onun denizi. O boş arsaların taşlarına gizlenmiş bir çocukluk arkadaşlığı. Alnındaki suçiçeği izi, ölüme ve yaşlılığa nanik yapan bir cambaz. O arsaya ne olmuştur şimdi bilemem ama çocukluğun göbek bağının orada gömülü olduğu kesin. Bu satırları okurken 10 yaşıma gittim birden. Bizim de evimizin önünde boş bir arsa vardır. Bu denli tesadüfün, benzetimin beni etkilemesi muazzam bir his gerçekten. Her çocukluk, bir arsanın geniş kollarının içinde saklı. Sarı otların arasında şıpıdık terliklerle gezdiğim, o zamanlar gökyüzünün daha mavi ve temiz olduğuna inandığım yaşlar… “Kitapta okuduğun bir cümle bazen sadece sana bir şey anlatır, diğer herkese susar.” demiş yazar. Çok doğru. Bilge Karasu da “Okur kitap arar ama kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm.” demiştir. Evet, bu kitap beni buldu ve sarıp sarmaladı her kelimesiyle, anlam derinliğiyle. Bir babadan “Yılbaşı ağacı olur mu?” sorusuna evet dedirtti. Bahçeli bir evin hayalini kurmanın mümkün olduğunu ama kalmaların da bir o kadar hayattan bir parça olduğunu hatırlattı. Basitliğin, sadeliğin gerçek ihtişam olduğunu düşünen biri olarak bu kitap bana beni anlattı diyebilirim. Bazen iç sesim oldu, bazen ortaokulda şiir yarışmasında kazandığım hediyemin paketinin içindeki sevinç… Kitapların okurları bulması dileğiyle.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!