Tozlu Raflar

Cemal Süreya’nın Üvercinka Şiirinin Hikayesi

Üvercinka şiiri, aşkın ve dilin sınırlarını aşan bir ilhamla, hayal ile gerçeği birleştirerek doğmuş büyülü bir serüvendir.
Cemal Süreya’nın Üvercinka Şiirinin Hikayesi
Bazı şiirler vardır ki, yalnızca şairin değil, koca bir kuşağın kalp atışını temsil eder. Cemal Süreya’nın “Üvercinka”sı işte böyle bir şiir: hem bir aşkın izlerini, hem de bir dil devrimini içinde barındıran büyülü bir metin. 1958 yılı henüz genç bir şair olan Cemal Süreya, hayatına ansızın giren bir kadının varlığıyla altüst olur. O kadın, şiirin ilhamı, ateşi ve adıdır: Üvercinka. Aslında bu isim gerçek bir kelime değildir; Cemal Süreya, kadının ismini doğrudan kullanmak yerine hayal ile gerçeğin arasında yeni bir sözcük icat eder. Çünkü o kadın ne yalnızca bir sevgili ne de sıradan bir insan figürüdür; şairin gözünde aşkın ta kendisidir. Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor Bütün kara parçaları için Afrika dahil Senin bir havan var beni asıl saran o Onunla daha bir değere biniyor soluk almak Sabahları acıktığı için haklı Gününü kazanıp kurtardı diye güzel Birçok çiçek adları gibi güzel En tanınmış kırmızılarla açan Bütün kara parçalarında Afrika dahil Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar Bütün kara parçalarında Afrika dahil Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok Aklıma kadeh tutuşların geliyor Çiçek Pasajında akşamüstleri Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor Bütün kara parçalarında Afrika hariç değil Bu dizelerdeki sesleniş, bir aşkın gizlenmiş ama saklanamayan coşkusudur. Üvercinka, yalnızca bir kadının değil, Cemal Süreya’nın dilini, şiirini ve dünyaya bakışını dönüştüren büyük bir kırılma noktasıdır. Aşkın karşısında insanın dili yetmez; işte o yüzden Cemal Süreya yeni bir kelime türetir. Dilin sınırlarını aşarak, aşkı hem kişisel hem de evrensel bir deneyime dönüştürür. Şairin yakın çevresinde bu şiirin kime yazıldığı hep tartışılmıştır. Kimileri gerçek bir kadına, kimileri ise idealize edilmiş bir aşka adandığını söyler. Ama hangi yorumu seçersek seçelim, ortada bir gerçek vardır: Üvercinka, Cemal Süreya’nın kalbinden taşan duyguların en saf halidir. Bugün Tozlu Raflar arasında bu şiiri yeniden okurken, yalnızca bir aşkı değil; bir kelimenin, bir imgenin ve bir şairin dünyayı değiştirme gücünü hissederiz. Çünkü aşk bazen öyle güçlüdür ki, mevcut kelimeler ona yetmez. İşte o zaman şair, yeni bir dil kurar, tıpkı Cemal Süreya’nın yaptığı gibi.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!