Tozlu Raflar

Attila İlhan - Üçüncü Şahsın Şiiri’nin Hikayesi

Üçüncü Şahsın Şiiri’nde üçüncü şahıs bakış açısıyla imkansız bir aşkı, platonik duyguları ve yoğun kıskançlığı ustaca işler.
Attila İlhan - Üçüncü Şahsın Şiiri’nin Hikayesi
Attila İlhan, *Üçüncü Şahsın Şiiri*’nde tamamıyla imkansız bir aşkı ana tema olarak işler. Şiirde, üçüncü şahsın gözünden iki aşığın arasındaki ilişki yorumlanır; bu yorum yoğun bir kıskançlık duygusunu taşır. Platonik bir şekilde aşık olduğu kadının sevgilisine duyduğu kıskançlığı, Attila İlhan hiçbir çekince göstermeden kalemiyle somutlaştırır. Üçüncü şahıs, şiirde kesinlikle Attila İlhan’ın kendisidir. Şair, *Yağmur Kaçağı* adlı kitabının son sayfalarında bunu açıkça belirtir: “Çok ünlü bir şiir daha. Hemen söylemeliyim ki şiir, gerçeğe çok yakın bir psikolojiyi, bir sevda gerilimini yansıtıyor. O yıllarda, Maçka dolaylarında bir kız yaşardı. İnce, tüy gibi, kısacık saçlı, son derece modern bir kız. Yanılmıyorsam Güzel Sanatlar Akademisi’ne gidiyordu. Tesadüf bu ya, Marsilya yolculuklarımdan birinde aynı vapurdaydık. Napoli’ye kadar beraber gittik. O, orada indi. Bir türlü yaklaşmak fırsatını bulamadım. Ne yalan söylemeli, bu siluet beni çok etkilemiştir. Siluet diyorum çünkü kişi olarak onu tanımadım; ama galiba uzaktan ‘sevdim’. "Üçüncü Şahsın Şiiri" bunun kanıtıdır.” Şiir üç bentten oluşur ve kısa olmasına rağmen yoğun bir duygu atmosferi sunar: Gözlerin gözlerime değince Felâketim olurdu ağlardım Beni sevmiyordu bilirdim Bir sevdiği vardı duyardım İlk bentte kıskançlık öne çıkar. Şiirin öznesi olan kadın, üçüncü şahsı sevmez; onun ilgisi başka bir adama yöneliktir. Üçüncü şahıs, kadını ve adamı gözlemleyerek onları korumak ister, ama buna rağmen adama olan kıskançlığı yoğun bir şekilde hisseder: Çöp gibi bir oğlan ipince Hayırsızın biriydi fikrimce Ne vakit karşımda görsem Öldüreceğimden korkardım Felâketim olurdu ağlardım İkinci bentte ise şair, aşık olduğu kadının sevgilisinden değil, kadının kendisinde bıraktığı izlerden söz eder. Bu bentte karamsarlık bir nebze dağılır: Ne vakit Maçka’dan geçsem Limanda hep gemiler olurdu Ağaçlar kuş gibi gülerdi Bir rüzgar aklımı alırdı Attila İlhan’ın belirttiği gibi, kadının Maçka dolaylarında yaşaması nedeniyle şair her Maçka geçişinde hayatın güzelliğini hisseder. Ancak bu huzur uzun sürmez; kadının sevgilisine yönelişi şairin içini yeniden ürpertir: **Sessizce bir cıgara yakardın** Parmaklarımın ucunu yakardın Kirpiklerini eğerdin bakardın Üşürdüm, içim ürperirdi Felâketim olurdu ağlardım Üçüncü bentte şair, üçüncü şahıs olarak iki sevgilinin aşkını uzaktan izler. Kadının sevgilisine yönelişi şairi tekrar bunalıma sürükler. Şair burada, kadının sevgilisinin yüzünün solgun olmayacağını kendini avutmak için yorumlar; aynı zamanda kıskançlığı devam eder: Hayırsızın biriydi fikrimce Güldü mü cenazeye benzerdi Hele seni kollarına aldı mı Felâketim olurdu ağlardım Bu şiir, kısa yapısına rağmen kıskançlık, platonik aşk ve içsel çatışma duygularını yoğun biçimde yansıtır. Attila İlhan, üçüncü şahıs bakış açısıyla sevdiği kadına ve onun sevgilisine dair duygularını, içsel bir gerilimle ustaca ifade eder.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!